Bozkurt NET{ Bozkurt NET
  Tıklayın kayıtlı kullanıcı olun
Ana sayfa ::Hasabınız :: Forumlar :: Makaleler :: İndir :: İletişim :: KURALLAR
alt1 alt1 alt1
alt1 alt1
alt1
Atatürk
Başbug
Atsız´ın Mektupları
Bozkurt
Tarihte Türkler
Osmanlı Sultanları
3 Mayis
Türk İslam Ülküsü
Ülkücü Hareket
İslam
Türk Büyükleri
12 Eylül
Dokuz Işık
Kızıl Elma
Doğu Türkistan
Türk Dünyası
Şiirler ve Marşlar
Ülkücü Şehitler
Ülkücüye Mektuplar
Sorular ve Cevaplar
Komünizm
Videolar
Müzikler
Postakartı

alt1 alt1
alt1
 Haber :
 Haber Ekle
 Haber Arşivi
 Arama
 Konular
 Baskıya hazırla
 Üyeler :
 Hesabınız
 Günlük
 Üye Listesi
 Özel İletiler
 ICQ Servisi
 Servisler :
 Kur'an-ı Kerim Meali
 Resim Galerisi
 E-Kart
 Dosyalar
 Müzikli Postakartı
 Cep Melodileri
 İletişim :
 Forumlar
 Bozkurtlar 100
 Bize Ulaşın
 Bizi Önerin
 Dökümantasyon :
 Makaleler
 Fikir ve Tarih Dünyası
 Kısa Nükteler
 Şairler ve Şiirler
 İzlenimler
 Ansiklopedi
 Dosyalar
 Dosya Ekle
 Popüler
 İlk 10
 Bağlantılar
 

alt1 alt1
alt1

alt1 alt1
alt1

alt1 alt1
alt1
AB'YE HAYIR

alt1 alt1
alt1
Makaleler
·Meluncanlar ve Biz
·Türk Tarihi ve Türk Adı
·Amerikan Genç Hristiyanlar Cemiyeti (Y.M.C.A.) ve Amerikan Kolejleri
·SEVR YASALARI MECLİS’TEN GEÇİRİLEREK TÜRKİYE YENİ BİR KURTULUŞ SAVAŞINA BAŞLAMAK MECBURİYETİNDE BIRAKILDI!
·ABD, Alenî Bir Düşman Haline Gelmiştir!
·Dedelerimiz Oğuzlar Çıkmış Yola Aral Kıyısından
·Avrupa Birliğine neden hayır.. Jeopolitik Yaklaşım
·Noel Üzerine
·Gümrük Birliği Anlaşmasının Anayasanın Başlangıç Kısmına Aykırılığı -1-
·Siyasi Konjonktürde Irak Türkmenleri
·Gümrük Birliği Anlaşmasının Anayasanın Başlangıç Kısmına Aykırılığı -2-
·Kıbrıs'ın Türkiyesiz AB üyeliği mümkün mü?
·Avrupa Birliği ve Kıbrıs Konusu
·Internet mi, İnternet mi?
·DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK (Gaspıralı ve Türkistan)
·İSMAİL GASPIRALI'NIN FİKİRLERİ
·Türkler ve İslamiyet
·Alparslan Türkeş'in Din Anlayışı ve İslama Bakışı
·Gök Tanrı
·Şamanizm Meselesi
·Ruhban Okulu neden açılmamalı?
·Ruhban Okulu
·Çanakkale Savaşları
·Türk Kültüründe Nevruz ve Milli Birlik-Beraberlik
· Sovyetler Birliği’nin Çöküşü ve Yeni Rusya Çeçen Mücadelesi
·Türkçenin Anadil Olarak Dünyadaki Yeri
·Masonların Kirli İşleri
·Gümrük birliği mi; sömürge antlaşması mı?
·17 Ağustos 1999 Depremi ve gizlenen gerçekler

alt1 alt1
alt1

alt1 alt1
alt1

alt1
Bozkurt NET :: Başlığı Görüntüle - YÖK'ÜN TERCİH REZALETİ VE OLUŞTURDUĞU PANİK HAVASI
  Link 1Ana sayfa | Link 2
Arama       


Bozkurt NET
Bozkurtların Yuvası
 

Forumlar Gruplar Gruplar Hesap Aç Oturum Aç  

Sayfa: 1, 2  Sonraki »  

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 2 sayfa)
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar İleti
kadir45
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi



Kayıt: Jun 03, 2004
İletiler: 3100

İletiTarih: Çar Tem 27, 2005 8:13 am    ileti konusu: YÖK'ÜN TERCİH REZALETİ VE OLUŞTURDUĞU PANİK HAVASI Alıntıyla Cevap Gönder

Devlet insanları bedbaht eden,ümitsizliğe kaptıran,halkı panik atak haine getiren bir kurum değildir.Ne yazık ki Devletin bir kurumu olan yök,bunu yapmıştır.Bir kaç gündür yazılarıma ara verdim.Elimizde hesap makineleri,önümüzde bilgisayar,tercih kılavuzları,oğlumla beraber bir şeyler ölçüp biçmeye çalışıyoruz.Ve artık bizi öyle bir konuma getirdiler ki,ne olursa olsun havasına girdik.Akılsızlık iktidar ile başladı.Değil milli eğitimi,kendini yönetmekten aciz bakan,durup dururken tam bu tercihler öncesi,tuttu meslek liseleri ile ilgili bir şeyler konuşmaya.Ardından fikirsiz yök,atağa kalktı,meslek liseleri için böylemi dediniz,alın size dedi ve yökte sistemi değiştiriverdi.Şimdi bakın bu iki zihniyetin tepişmesi nelere maloldu.Çocuklar sistem değişiyor,iş zorlaşıyor paniğine kaptırıldı.Herkes eline ne geçiyorsa girmeye razı hale geldi.İki yıllık ,açık öğretim ne bulursa yazıyor.Amaç falan kalmadı.Geçen yıldan yüksek puan alan çocuklar dahi ümitsiz.Kalkıp da,tam sonuçlar açıklanacağı sırada böyle bir itişmenin amacı ne?Bundan kimlerin ne çıkarı var.Sistemi değiştireceksen şu işler biter,yerleşmeler yapılır ardından açıklamanı yapardın.Bu tehdit altındaki çocuklar istediği istemediğ bölümleri de yazmak zorunda kalmazdı.Zaten istediğin yere girmen zor,bir de bu olayla kafalar karıştırıldı.Bu hareketi de kınıyorum.Hadi hükümetin ne olduğu bellli.Peki siz koca koca profesörler.Siz hiç psikoloji bilmiyormusunuz?Bu çocukları en zor dönemlerinde neden paniğe kaptırdınız?Sizin gibi düşüncesiz yöneticilerimiz olduğu için bir kez daha utanç duyuyorum.Adamlık ve insanlık başka şeyler.Okumakla ya da makamlara ulaşmakla bu kavramlara kavuşulmuyor.Ne kadar aciz,ard niyetli ve basiretsiz kişiler olduğunuzu bir kez daha bu millete gösterdiniz.O koltuklar haram olsun sizin gibi düşüncesizlere.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder E-Posta gönder
gelibolulu
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye



Kayıt: Jun 25, 2005
İletiler: 750
Şehir: TÜRKİYE-Çanakkale

İletiTarih: Çar Tem 27, 2005 9:50 am    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Yalnızca koltukları değil ağabey; bizim verdiğimiz vergilerle aldıkları maaşlarda haram olsun...
Haketmediği yerlerde, haketmediği şeylere sahip olan insanlar bu milletin geleceğini mahvediyor...
Bunca genç insanın, hayatını nasıl olupta mahvedebiliyorlar?
Devlet yönetmenin ne olduğunu, üniversiteleri yönetmenin ne olduğunu bilmeyen ya da bunları beceremeyen insanlar kendi sürtüşmeleri için milyonlarca gencin haklarını gasp ediyorlar...
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder
kurtoglu1919
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye



Kayıt: Dec 03, 2004
İletiler: 940
Şehir: AVUSTURYA/VIYANA

İletiTarih: Cmt Tem 30, 2005 9:48 pm    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Bir kere Tahsil Sahibi olmakla ,maalesef iyi bir karekter sahibi olmak degildir, amaclari gercek ve temiz Egitlimis bir Toplum olsaydi ,bugünlerde de daha ileri uclarda olurduk Ali gel Ayse git ile Bunlar olmuyor ,ama bizde sakin Boynuz kulagu gecmésin misali gecerse de hemen Ezelim ,bu mantikla ne cocuk,larda bir Özgüven ne bir ileri dönük hayal,lar biraktilar!

LANETLIYORUM SU EGITIM;LE COCUKLARIMIZIN GELECEK;LERINLE OYNAYANLAR;LA BU AYNI ZAMANDA YOK EDILEN BIR MILLI KAYNAKTIR!!!'

YAZIKLAR OLSUN HARAM OLSUN

SAYGILAR
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder E-Posta gönder MSNM
reis269
Amatör Üye
Amatör Üye



Kayıt: Jul 15, 2005
İletiler: 180

İletiTarih: Pzr Tem 31, 2005 12:28 pm    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Kurtoglu kardeşime katılıyorum.Şuan ki milli eğitim sisteminin kimseye faydası yok.Her yaptıkları milleti oyalamak,birşey yapıyormuş gibi göstermek için.Ve bence bir nedeni de AKP'nin şuanlarda gerçekleşmekte olan devlet dairelerine,kurum ve kuruluşlara,dernek ve vakıflara yayılmasını kolaylaştırmak için.Eğitim sistemimizi bu hale kendi yetiştirdikleri ve AKP hizmeti yapmak amacı güdenleri demin saydığım yerlere sızdırmak için getirdiler. Geleceğimiz büyük tehlike altında.Bunu eminim halkımız da görüyorudur.Neden kimse ses çıkarmıyor bizden başka.Allah(c.c.) herzaman hakkımızda hayırlısını versin..
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder
kurtoglu1919
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye



Kayıt: Dec 03, 2004
İletiler: 940
Şehir: AVUSTURYA/VIYANA

İletiTarih: Pzr Tem 31, 2005 8:52 pm    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ANALİZ 29 Temmuz 2005





TANRI’YI



TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ

TASFİYEYE ZORLAMAK

ve

VİZYONA KOYULAN

“YÖK KOMEDİSİ”!



29 Temmuz 2005




Başbakan Recep Tayip Erdoğan Londra’ya AB’ye ilişkin Ek Protokol’ü imzalamaya gitmeden önce çıkan “YÖK – Hükümet Polemiği”ni tüm kamuoyu üzülerek izlemiştir! (Ancak yazık ki “çirkin pazarlık”ı pek az kişi deşifre edebilmiştir!)

YÖK, meslek lisesi mezunlarının katsayı artışına karşı çıkmış ve bu tartışma birden tırmandırılmıştır. Ve her nedense hükümet bu konuyu sineye çekmiş ve bir “pazarlık kozu” olarak ileri sürdüğünü de istemeyerek deşifre etmiştir!

Ak Parti Kulisleri’ne göre meslek liselerinin üniversite engeline karşılık Ek Protokol’ü imzalama avantajı elde edilmiştir. (Bize kızmayınız, zira bu söylem bizim değil, AK Parti Kulisleri’nin söylemidir!)

Yani Kıbrıs için AB’nin istediği tavizler verilecek, Kıbrıs Rumlar’a hediye edilecek ve bunun karşılığında da güya AB’ye girilecekti!

AK Parti Hükümeti’nin Kıbrıs tavizinin Türkiye’nin güvenliği ile bir ilgisi var mıdır? (Yoksa bu konu aksine bir “milli güvenlik sorunu” haline mi getirilmiştir?)

Kuzey Kıbrıs Türkiye’nin jeo-politik ve jeo-stratejik açıdan en önemli kozlarından mıdır?

Kuzey Kıbrıs Rumlara verilirse AB üyeliği garanti midir?

Bu sayıları arttırılabilecek soruların muhatapları maalesef “oyun dışı” kalmış durumdadırlar!

Ak Parti Hükümeti’nin başörtülüleri, İmam Hatipliler’i ve Kur’an kursundaki kursiyerleri nasıl birer “pazarlık metası” olarak gördüğünü YÖK - Hükümet Polemiği en çarpıcı şekilde ortaya koymuştur!

Ancak Türkiye’de tırmandırılan her tartışmanın perde arkasının bir pazarlığı içeridiğini ne yazık ki geniş halk kitleleri ve Tayyip’i imanlı bir Müslüman olarak gören geniş mütedeyyin kesim bilemez.

“Tanrı’yı kıyamete zorlamak” senaryosunun Tanrı’yı Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya zorlamak versiyonu olduğu da bu sebeple kamuoyu tarafından deşifre edilebilmiş değildir! (Ancak yakında SESAR’ın sitesinde bu karanlık noktalar tüm ayrıntıları ile yayınlanacaktır.)

Neticede süreç; YÖK, TSK ve kısaca “devlet” halkına karşı zalimleştirilirken (zulmün devam edemeyeceği gerçeğinden hareketle) halkın da mazlumlaştırılması şeklinde ilerletilmektedir. Sonra ise mazlumların ahı ile devletin çöküşü yaşanılacak ve birileri de bu görüntüden müthiş haz duyacaklardır!

(Ancak bu görüntüyü hiçbir zaman izleyemeyeceklerini idrak edebilmek için “tarih”e bakmaları kafi olmakla birlikte; kendileri tarihi görmezden gelme ve çarptırma yönündeki faaliyetlerine hız vermeyi tercih etmiş durumdadırlar!)

Bu kısa deşifrasyonda, çağdaş, laik, entellektüel, cumhuriyet bekçisi gibi görünen ama bu vasıfları işgal eden, gasp eden birileri bilerek ya da bilmeyerek halka zulmederler ve Osmanlı'da olduğu gibi devletin çöküşü gerçekleşir. Şu anda bu zulme uğrayanların (!) iktidarı (!), yani Türkiye’nin zencisi (!) başbakan da maalesef Emanuel Karasu’nun rolünü oynamaktadır.

Sonuçta YÖK hadisesi bu arka planla okununca taşlar yerine oturacaktır..

Yani Tanrı’yı kıyamete zorlayanların Türkiye şubesinin oyunlarından bir “chapter”dır YÖK! Ve aslında iktidarın mütedeyyin kitle üzerinden oynadığı kirli oyunların bir yansıması olan YÖK hadisesine bir “komedi” değil “trajedi” demek daha doğrudur!

Zira insanlarla adeta dalga geçen siyasi figürün ülke fotoğrafı üzerinde yaptığı tahrifat, “kapanması güç açıklar” meydana getirmekte ve bu tablo için de ancak “tiraji-komik” nitelemesinde bulunulabilmektedir...

Ve diğer “chapter”ları teşhis etmek ise bu yöntem üzere gidilirse o kadar da zor değildir aslında!



AKP Hükümeti ve YÖK



Türkiye’de 1950’den itibaren işlemeye başlayan çok partili sistem, devleti bugün merkez sağ diye nitelenen iktidarlara teslim etmiştir.

CHP, yani kısmen “devleti kuran irade”nin muhalifi gibi algılanan unsurlar “iktidar” olunca; merkez sağı dizginlemek için sağın “din” ve “milliyetçilik” gibi koyu renkleri devreye sokulmuştur.

Bugün Türkiye Siyaseti’nin iktidarında; merkez sağı dizginleme fonksiyonu olan bir siyasal grubun 3. dereceden türevi vardır.

Siyasal İslamcı diye nitelenen ama genelde sınıf atlamak için İslam’ı kullanan bu unsurları en belirgin vasıfları ise şöyle sıralanabilir;



· Geleneksel olarak anti-semitist, anti-amerikancı ve anti-Avrupalı’dırlar.

· Genelde “işbirlikçi”dirler. Kim kazanacaksa, kim yakın tehditse ona müttefik, hatta kul olurlar.

· “Din”i, ticari bir meta olarak görür ve kullanırlar.

· Ülkelerinde fesat çıkarmak için kullanılırlar.

· Takiyye en çok başvurdukları bir yöntemdir.

· Dini toplumu sömürmek ve kandırmak için kullanırlar.

· Hiçbir konuyu derinlemesine bilmezler. Dini konularda ise olabildiğince yüzeysel ve şekilcidirler.

· En ufak bir muhalefete bile anlayış ve tahammül gösteremezler.

· Karşılaştıkları basit dirençler karşısında dahi hemen geri adım atarlar.

· Para, makam ve genel anlamda mefaat sözkonusu olduğunda her türlü tavizi verirler.

· Din anlayışları hep toplumsal bir muhalefetle karşılaşmıştır. Toplumun saf dini anlayışını temsil etmezler.



Maalesef son dönemde merkez sağ ve sol iktidarların yolsuzlukları, geçici olarak “din tüccarları” diye nitelenen menfaaatçı akımları iktidara taşımıştır.

Bu sosyolojik ve siyasi tanımlamalara uymayan “nevzuhur”, yani türedi siyasal yapının “devlet”le ilişkilerini, daha doğru ifade ile devletin çekirdeği ile olan ilişkilerini kısaca irdelemekte fayda vardır.

Devletin ve milletin her zaman şüphe ile baktığı bu tip siyasal ve dini olma iddiasındaki akımların genel özelliği; şekilci bir dini düzeni tesis etme iddiasıdır.

Devlete bakarken de bu yönde bakarlar. YÖK’ü (gerçekten de adaletsiz olduğuna inanılan İmam Hatip Liseleri’ne konan engeller) başörtüsü ve İmam Hatip Lisesi kapsamında değerlendirirler.

Ayrıca eğitim kalitesi ve düzeyi ile ilgili bir tenkit ve tekliflerine şu ana kadar rastlanmamıştır.

Bu açıdan “AKP Hükümeti - YÖK İlişkileri”ne yakından bakılacak olunursa;





- AKP Hükümeti YÖK’ten sadece İmam Hatip Liseleri’ne uyguladığı katsayı adaletsizliğini düzeltmesini ve başörtüsünü serbest bırakmasını istemektedir. Çünkü bunu yaptığı anda siyasi tabanına karşı rüştünü ispat etmiş olacaktır. YÖK ise bu iki konuda AKP Hükümeti’ne geçit vermemektedir.

- Görüldüğü gibi konu “eğitim bazlı” değil “siyasal içerikli”dir. AKP siyasal ve toplumsal tabanını tatmin etmeye, YÖK de güya “rejim”i korumaya çalışmaktadır.

- AKP’nin rejimi değiştirme şeklinde ifade olunabilecek olası talebi, İslami bilgi yetersizliği göz önüne alınrsa Müslüman Halk için ağır sonuçlar doğurmaya mahkumdur.



Aslında oynanan oyun açıkça şudur; Türkiye’deki “üniter devlet ve “millet yapısı”ndan rahatsız olan iç ve dış mihraklar, işbirliği içinde devletin anayasal organlarını yıpratacak hamleler yapmaktadırlar.

Genelde haklı taleplere dayanan yıpratma atakları ile halk devletin karşısına alınmakta; daha doğrusu “gizli işbirlikçi” haline düşürülmekte, devlet de “zalim” pozisyonuna itilmektedir.

Görüldüğü gibi çatışmadan çıkacak tek sonuç; “devlet ve milletin imhası”dır. Dolayısıyla yapılması gereken; YÖK’ün burada bir durum tespiti yaparak devleti “zalim” pozisyondan çıkartacak bir açılım yapmasıdır. Aksi halde “devlet”i hedef alan iç ve dış mihraklar hedeflerine ulaşmış olacaklardır.

YÖK anlaşılmaz bir biçimde AKP’yi ve işbirlikçileri bilmeden desteklemekte ve “devleti tahrib hareketi”nin önünü açmaktadır. Bu tartışmadan AKP galip çıkarsa; devlet “zalim”, AKP ve yandaşları ise “mazlum” sıfatı taşıyacaklardır. YÖK’ün tavrı, milleti devlete karşı olumsuz düşünmeye sevkedecek ve sonuçta yine “devletin itibarı” ile “milletin birliği” zarar görecek, genel devlet yapısı zedelenecektir.

Nihayetinde devletin çekirdeği ile AKP’nin çatışması bir “hak ve özgürlükler mücadelesi” olmaktan çıkmış; elbirliği ile “dini, devleti ve milleti imha hareketi”ne dönüştürülmüştür.





Saygılar...

SESAR
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder E-Posta gönder MSNM
kadir45
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi



Kayıt: Jun 03, 2004
İletiler: 3100

İletiTarih: Pts Ağu 01, 2005 2:44 am    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

SESARIN bu konudaki görüşüne katılıyorum.Özellikle rte nin emanuel karasu rolünü oynadığı görüşü tamamen doğrudur.Kimdir bu emanuel karasu?Kim olacak Talat paşa'nın akıl hocası.Talat'ın geçmişteki bedelinin Türkiyede artık bilindiğini bilen bazı güçler,bu yeni oyunda Talat'a rol vermeyip,Talat'ın gerisindeki eli ileri sürdüler.Bu rol daha önce başka siyasilere verilmiş,ama onlar bunun gibi pervasızlık gösterememişlerdi.
Yanlız senaryo'da bir şey eksik kalıyor.Ki o çok önemli.Enver yok ortada.
İşte bunu da Atatürk'e borçluyuz.Cumhuriyet ile birlikte Atatürk,Türk ordusunda öyle bir yapılanma ve hiyerarşi oluşturdu ki,artık bu ordudan kolay kolay bir Enver çıkmaz.
Yök konusunda da görüşler tamamen doğrudur.Zıtlaşan,tepişen iki tarafın da hizmet ettiği gaye Cumhuriyetin yıkılmasına hizmet etmektir.
Sesarı bir konuda eleştiriyorum.Böyle hayati konularda stratejileri tesbit eden bu kuruluş,şu ağır akademik dil'i,kitaplarına saklayıp,bu milletle daha anlayacağı bir dil ile konuşmak zorundadır.Şu yazının muhtevasını,tercüme etmeden benim sade vatandaşıma anlatmak mümkün değildir.İşte bu da bir deneyim meselesi.Herşey bilmekle olmuyor.Bu tarzları devam ederse,çok şey bilen ama öğrencisine hiçbir şey anlatamıyan öğretmenin durumuna düşerler.Bu da benden onlara bir uyarı.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder E-Posta gönder
kurtoglu1919
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye



Kayıt: Dec 03, 2004
İletiler: 940
Şehir: AVUSTURYA/VIYANA

İletiTarih: Cum Ağu 05, 2005 10:03 pm    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

05.08.2005
Damadın yükselişi


Kerem PULGAT / KONYA, DHA

AKP Milletvekili Halil Ürün’ün, din hocası damadı Mehmet Zeki Özyemenici, Milli Eğitim Daire Başkanlığı’na atandı. Damat, batık İslami holding davası ve evrakta sahtecilikten halen yargılanıyor.


AKP Konya Milletvekili Halil Ürün’ün damadı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehmet Zeki Başyemenici, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nde Daire Başkanlığı’na atandı. Batık İslami Anser Holding’in ikinci büyük kurucu ortağı olması nedeniyle hakkında dava açılan Mehmet Zeki Başyemenici, Kamu Personeli Dil Sınavı’nda ‘evrakta sahtecilik ve tahrifat’ yaptığı iddiasıyla da yargılanıyor. 2002’de açılan dava nedeniyle halen yargılanan Başyemenici’ye son görev yerinde Evrak-Arşiv Şubesi ile İstatistik Değerlendirme Şubesi bağlandı.

KENDİNİ SAVUNDU

Mehmet Zeki Başyemenici, batık Anser Holding’e kuruluş aşamasında girdiğini ve sadece 5-6 ay görev yaptıktan sonra ayrıldığını söyledi. Başyemenici, ‘Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), kuruluş aşamasında görev aldığım için hakkımda soruşturma açılmasını istedi. Öğretmen olmam, bir şirkete ortak olmamın önünde engel değil. Holdingin şu anda ne durumda olduğundan da bilgi sahibi değilim’ dedi.

KAYINPEDER: ÇAMUR

Başyemenici, ‘sınavda sahtecilik yaptığı’ yönündeki iddialara ise halen yargı aşamasında bulunduğu için yanıt vermek istemediğini söyledi, ancak suçsuz olduğunu öne sürdü. Başyemenici’nin kayınpederi, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Halil Ürün ise siyasi kimliği nedeniyle kendisine çamur atılmak istendiğini, damadı hakkındaki iddiaların asılsız olduğunu öne sürdü.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder E-Posta gönder MSNM
ulkucu_reis
Amatör Üye
Amatör Üye



Kayıt: Jan 25, 2005
İletiler: 160

İletiTarih: Cmt Ağu 06, 2005 12:53 am    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

konu dışı olacak ama Kurtoğlu1919 kardeşimin eklediği haberi gördüm

Halil Ürün de partinin genelinde olduğu gibi kürt.
Bir kısmını devlet yerleştirdi, bir kısmı da göçtü. Ne zannedildiği gibi asimile oldular, ne de fikirlerinden caydılar
Aralarına katılın hepsi çatır çatır kürtçe konuşurlar, buna ben de şahidim
Bugün ülkenin bu hale gelmesinde en büyük paya onlar sahipler
Masumiyet abidesi kürtçe kursları mı ararsınız, dillerden düşmeyen konfederalizm, eşitlik, avrupa birliği hikayeleri mi
Düşünelim, hükümet neden hergün bizi acıyla deşen şehâdet erlerinin haberlerine rağmen hiç tenezzül göstermiyor
Neden bu kadar ahmak ve çaresizce Kuzey Irakta, Kerkükte olup bitene seyirci kalıyor
Şimdi daha iyi anlaşılır
Zavallı halkın dini duyguları kullanılarak para toplanıyor, holding kuruluyor ve paralar pırr..İktidara gelişleri de aynı şekilde. Başka açıklaması yok.
Hedef aynı, ülkeyi ve devleti dış dengelere hassas ve kolay teslim olabilecek hale getirmek. Daha tersini yaptıklarını da görmedik.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder
kurtoglu1919
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye



Kayıt: Dec 03, 2004
İletiler: 940
Şehir: AVUSTURYA/VIYANA

İletiTarih: Cmt Ekm 01, 2005 1:55 pm    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Hükümet-YÖK tartışması

CHP Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı, AK Parti iktidarının, işbaşına geldiğinden beri YÖK'ü ele geçirmek için uğraştığını öne sürerek, ''Hükümet; üniversiteler, TÜBİTAK gibi bilim kuruluşlarından elini çekmelidir'' dedi.

Gazalcı, yaptığı yazılı açıklamada, iktidarın, kendi denetiminde bir yükseköğretim yaratmak istediğini öne sürerek, hukuk devletinde hükümetlerin her istediğini yapamayacaklarını, hele üniversite söz konusu olduğunda hiç yapamayacaklarını belirtti. Çağdaş ülkelerin tümünde üniversitelerin özerk olduğunu bildiren
Gazalcı, şunları kaydetti:

''Bu çağda üniversitelere, AKP Hükümeti'nin yaptığı gibi (Katsayıyı şöyle yapın, kadroları, araştırma fonlarını benden izin alarak kullanın) denmez. Denirse o üniversitelerde bilimsel, yönetsel özerklik olmaz. Üniversiteler de gelişemez. Hükümet, bu tutumuyla üniversitelerde eğitimin niteliğinin düşmesine yol açmaktadır. Anayasa'nın 130. maddesi ortadayken, 'Özel kesime üniversite kurdurmuyorlar' diye en ağır biçimde hakaret eden Başbakan'ın amacı,
üniversiteleri denetim altına almaktır. Hükümet; üniversiteler, TÜBİTAK gibi bilim kuruluşlarından elini çekmelidir. Yargı kararlarını, hileye başvurmadan uygulamalıdır. Üniversitelerin binbir güçlük

http:// www.sabah.com.tr/siy99.html
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder E-Posta gönder MSNM
kurtoglu1919
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye



Kayıt: Dec 03, 2004
İletiler: 940
Şehir: AVUSTURYA/VIYANA

İletiTarih: Sal Ekm 04, 2005 8:00 am    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

04.10.2005
Bolu’da türban uyarısı
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin 2005-2006 Akademik yılının ilk gününde üniversiteye gelen çok sayıda türbanlı öğrenci, kampus girişinde güvenlik görevlilerinin uyarısı üzerine türbanlarını çıkararak içeri girdi.

Bir yetkili, ‘Okula yeni kayıt yaptıran öğrencilere, kayıt işlemleri sırasında verilen yönetmelik imzalatılıyor. Bu yönetmelikte kıyafet konusundaki madde de bulunuyor. Ancak öğrenciler yeni oldukları için ilk gün bu konuyu unutabiliyorlar’ dedi.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder E-Posta gönder MSNM
oguzlar
Yeni Üye
Yeni Üye



Kayıt: Jun 08, 2005
İletiler: 10

İletiTarih: Sal Ekm 04, 2005 8:40 am    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Arkadaşlar hepinize katılıyorum. ayrıca TÜRKİYEMİZDE yök TÜRK olmayan siyonist güçler tarafından yönetiliyor. Yönetiliyor çünkü Ülkemizdeki eğitim sistemini zorlaştırıp, kafaları karıştırıp hatta kargaşa ortamı oluşturarak gençlerimizin ve Ülkemezin geleceği ile oyun oynanmaktadır. Nedense iktidarda bulunanlar da bu yök kanununu değiştiremiyorlar, ADamlar Devlet içinde devlet gibi....hepinize selamlar...

Bakınız Atatürk Gençliğe hitabasesinde sanki bunları biliyormuş..

...... Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilirler.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder
kurthan35
Yeni Üye
Yeni Üye



Kayıt: Aug 29, 2005
İletiler: 59
Şehir: Türkiye-İzmir

İletiTarih: Sal Ekm 04, 2005 9:37 am    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Selamun aleyküm kardeşlerim,

Öncelikle yaş olarak benden büyük olduğunu bildiğim ve samimiyetine güvendiğim için sayın kadir21 bey,size izninizle abi diyerek hitab etmek istiyorum.

Sevgili kadir21 abicim ,sizin oğlunuzla yaşadığınız tercih sıkıntısının benzerini bende kızkardeşimle yaşamıştım.
Bizim zamanımızda da üniversite tercihleri sorunluydu fakat son zamanda iş iyice karışmış gibi geldi bana.
İnsanların karekterinin,kişiliğinin,benliğinin oluştuğu bu yaşlarda genç insanları sıkıntıya düşürmek ve işlerini zorlaştırıp DEVLETE OLAN İNANÇLARINI zayıflatmak yök'ün ana mesleği gibi maalesef.
Gencecik,körpe beyinleri bir çıkmaza sokup insanların geleceğini karartmak nasıl bir zihniyettir anlamak mümkün değildir.İşte bu yüzdendir ki günümüzde ne yazık ki gençlerimiz bir sapkınlık içindedir.,bu yüzdendir ki inandıkları ve uğruna mücadele ettikleri belli değerleri yoktur.(tabiki hepsi için konuşmuyorum).
Ancak daha 20 li yaşlarda insanların önünü karartan zihniyet, o insanı umutsuzluğa itip gelecekte kendi istediği gibi yönetecek bir model doğurmak için mücadele ediyor.Yani olaylara tepkisiz,duyarsız,vurdumduymaz bir birey...
Gerçekten eğitim sisteminde ki bu sıkıntı sadece bir tanesi fakat en önemlisi bence..!!!

Allah(c.c) sizin ve oğlunuz içinde en hayırlısını nasip etsin inşallah......... saygılarımla

----------------------------------------------------------

.............ve sıyrıldı kınından tam 50 bin BESMELE
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder
kurtoglu1919
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye



Kayıt: Dec 03, 2004
İletiler: 940
Şehir: AVUSTURYA/VIYANA

İletiTarih: Per Ekm 06, 2005 10:09 pm    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

'YÖK, AB ile değişecek'

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, AB'ye uyum konusundaki soruları yanıtladı: Yükseköğretim mevzuatı AB ile uyumlu hale getirilecek. YÖK'ün yapısı değiştirilecek. Ruhban okulunun açılması gerekir ve 24 saatte açarım

Bahar Atakan - Ankara


Milli Eğitim Hüseyin Çelik, AB ile uyum çalışmaları kapsamında Milliyet'in sorularını yanıtladı. "Müzakere Çerçeve Belgesi'nin 4. maddesindeki 'azınlık hakları ve inanç özgürlüğü' ifadelerinden dolayı ruhban okulunun açılması gündeme gelir mi?" sorusuna Çelik şu yanıtı verdi:
"Fatih Sultan Mehmet, Ermeni Patriği Joachim'i davet edip patrikhaneyi kurduruyor. Azınlıkların statüsü, hakları Lozan'da belirlendi.
Okulu 24 saatte açarım. Bugüne kadar kapalı kalması doğru değil. Avrupa'da 5 bin cami, Rotterdam'da rektörü Türk olan üniversite var. 500 öğrenci İslam ilahiyatı okuyor. AB, bunu böyle istediği için değil, AB olmasaydı da yine böyle düşünürdüm. Ortodoks falan değilim Müslümanım. Dinimin emrettiği, kültürümün gerektirdiği budur. Başka din mensuplarının kendilerini ifade etme hakkı var. Hükümet ne yaptığını biliyor."

Üniversite özerkliği
Yükseköğretim mevzuatını da AB'yle uyumlu hale getireceğini açıklayan Çelik, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) yapısının değiştirileceğini belirtti. Çelik, "Üniversite özerkliği konusunda AB ülkelerinin talebi var, yerine getirilmesi lazım. YÖK'ün mevcut yapısının değiştirilmesi gerektiği yönünde ilerleme raporlarında belirgin ifadeler var. Bunlar masaya yatırılacak. Tarama sürecinde nerede eksik, nerede fazla var, tespiti yapılacak. Mevzuat uyumu sağlayacağız" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, üniversiteye girişte uygulanan farklı katsayıları kastederek, "Meslek lisesi ve genel lise ayrımı kalkacak" sözlerini değerlendiren Çelik, "Başbakan, olması gerekenden bahsetti. Bir Başbakan kendi ülkesindeki çarpıklıkları dile getirip tasvip etmediğini söyleyebilir.
Bu bir toplumsal konsensüs gerektirir. Kavga politikası yapsaydık Türkiye buraya gelemezdi" diye konuştu. Hükümetin, "Kıbrıs'ı sattılar, gayrimüslimler mal mülk alıyor, Filistin gibi memleketi ele geçirecekler" diye eleştirildiğini anımsatan Çelik, "Avrupalılar 3-5 yazlık almış, Türkiye elden mi gidecek? Bu, dar çerçevedeki ulusalcı anlayış. Misyonerler cirit atıyormuş, hükümet buna göz yumuyormuş. Amsterdam'daki en büyük katedrali cami yapmışlar, Kızılay'da incil dağıtıldığı zaman kıyamet kopuyor" diye konuştu.

Ruhban okulu 34 yıldır kapalı

Heybeliada Rum Ortodoks Aya Triyada Manastırı dahilinde bulunan ruhban okulu, "Ortodokslar arasında teolojik konular, kurallar ve ibadet şekli açısından birlik sağlamak" amacıyla 1 Ekim 1844'te açıldı. Okul, Osmanlı döneminde kurulduktan sonra 127 yıl patrikhanenin kendisine tahsis ettiği ödenekle yaşadı.
Anayasa Mahkemesi'nin "özel yüksekokulların devletleştirilmesi" hakkında 1971'de verdiği kararla kapandı. >Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu'nun 1951 tarih ve 151 sayılı kararıyla onaylanan Heybeliada Rum Rahipler Okulu Öğretim Yönetmeliği'nin 1. maddesinde, okulun amacı, "rahiplik mesleğine girecek gençleri yetiştirmek" olarak belirtiliyordu. Okul, bini aşkın üst düzey din adamı yetiştirdi. Patriklik makamına kadar yükselenler oldu.
Fener Rum Patriği Bartholomeos, AB ve ABD'den okulun açılması için destek istedi. Patrikhane, ruhban okulu için, Türkiye'de yükseköğrenim sistemine bağlı bir statüye itiraz ediyor.



kaynak milliyet
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder E-Posta gönder MSNM
Alper_Tunga72
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye



Kayıt: Feb 04, 2005
İletiler: 665
Şehir: TC-İzmir

İletiTarih: Cum Ekm 07, 2005 3:55 am    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Gayrı Milli Eğitim Bakanı demiş ki:
Ruhban okulunun açılması gerekir ve 24 saatte açarım


İnciler yavaş yavaş dökülmeye başladı.Sırada ne var acaba çoktan -akepe tarafından- tanınması kararlaştırılmış Kıbrıs'ın resmen tanınması mı, yoksa çoktan -yine akepe tarafından- tanınması kararlaştırılmış sözde ermeni soykırımının resmen tanınması mı?
Bu hükümet artık hangi tavizi daha önce verecek bunun üstüne bahis bile oynanır.......
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSNM
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

Sayfa: 1, 2  Sonraki »  


 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizisilemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB

alt1
1998-2007 Bozkurt NET
alt1
1998-2010 BOZKURT NET
--------------------------------------
Web sitemiz PHP-Nuke (© 2003) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır.
alt1